Showing posts with label Haram. Show all posts
Showing posts with label Haram. Show all posts

Helali Haram Kılıp, Haddi Aşmayın.

on Sunday, February 24, 2013

“Ey iman edenler Allah’ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın. Doğrusu Allah, aşırı gidenleri sevmez. Allah’ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah’tan sakının”. (Maide Suresi 87 ve 88. Ayetler) Tirmizi, Tefsir, Maide, (3052).

İmam-ı Taberî bu ayette müminlere buyrulmak istenen manayı şöyle özetlemiştir: “Rasulullah (sav.)’ in ashabından keşiş ve ruhbanlara benzemek için kadınları, uykuyu ve eti kendilerine haram eden kimseleri, bu yaptıklarından engellemek için indirilmiştir.”

Müfessirler dediler ki: “Bir gün Rasulullah (sav.) oturup, insanlara öğüt verdi, kıyametin vasıflarından bahsetti. Onlara korkutmanın üzerinde hiçbir ilavede bulunmadı. Bunun üzerine Sahabe’den on kişi Osman b. Maz’un el-Cumahî’nin evinde toplandılar. Bunlar;

Ebû Bekr-i Sıddık,

Ali b, Ebi Talib,

Abdullah b. Mesud,

Abdulah b. Amr,

Ebû Zerr el-Ğıfarî,

Ebû Huzeyfe’nin azatlısı Salim,

Mikdad b. Esved,

Selman-ı Farisî,

Ma’kil b. Mukarrin idi.

Ev sahibi Osman b. Maz’un da onlardandır.

Bunlar, gündüz oruç tutmak, gece devamlı namaz kılmak, döşeklerde uyumamak, et ve et yağı yememek, kadınlara yaklaşmamak, güzel koku kullanmamak, kullanılmış elbiseler giymek, dünyayı terk et­mek, yeryüzünde seyahate çıkmak, dünyaya itibar etmeyerek zahid olmak, ibadetlere dalmak ve cinsel organlarını kesmek hususunda ittifak ettiler.

Derken bu haber Rasulullah (s.a.v.)’a ulaştı, Bunları toplayıp:

“Sizin, şu şu hususlarda söz birliği yaptığınız bana haber verilmedi mi sanıyorsunuz?” buyurdu.

Onlar da:

“Evet, ey Allah’ın Rasulü, ay­nen böyle. Fakat biz, hayırdan başka birşey murad etmedik” dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v,) onlara şöyle buyurdu:

“Ben, bu dediklerinizle emir olunmadım. Şüphesiz nefislerinizin sizin üzerinizde bir hakkı var. O halde oruç da tutun, iftar da edin, gece ister namaz kılın, ister uyuyun. Zira ben, gece namaz da kılarım, uyurum da, ister oruç tutarım, ister iftar ederim, et de yerim et yağı da. O halde kim benim sünnetimden yüz çevirirse o, benden değildir.” Sonra Rasulullah (s.a.v.) insanların yanına çıkıp, onlara bir hutbe okudu. Buyurdu ki:

“Bazı topluluklara ne oluyor ki kadınları, yemeği, güzel ko­kuyu, uykuyu, dünya arzularını kendilerine haram kılmışlar? Hâlbuki ben size, keşişler, rahipler topluluğu olmanızı emretmedim. Zira benim dinimde ne et yemeği terk etme vardır, ne kadınları terk etme, ne de devamlı kiliselere kapanma vardır. Ümmetimin iba­det için seyahate çıkması oruç tutmaktır. Ruhbanlıkları ise cihattır. Allah’a kulluk edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, haccedin, umre yapın, namazı kılın, zekâtı verin, Ramazan orucunu tutun. Zira sizden öncekiler, işi zora sürüklediklerinden dolayı helak olmuşlardır. Onlar kendi nefislerine sert davrandıkları için Allah da onlara sert davranmış­tır. İşte bu kimselerin hayatta kalanları kilise ve sinagoglarda uzlete çekilmiş kimselerdir.” Nihayet Allah Teala bu âyeti indirince, Sahabiler:

“Ey Allah’ın Rasulü, yapmış olduğumuz yeminlerimiz hususunda nasıl yapacağız?” diye sordular. -Çünkü onlar, ittifak edip anlaş­tıkları yasaklara dair yemin etmişlerdi-. Bu yüzden Allah Teâlâ: “Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalplerinizin kastettiği yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, Halim’dir.” Bakara Suresi 225. âyeti indirdi.” (İbn Cerir: 7/7, ed-Dürr: 2/307, Lübab: s. 112. )

Ruhbanlık ne demek ona bakalım, Peygamber bize neyi yasaklamış? Ruhbanlık; dünyadan tümüyle el çekerek, bütün ömrü inziva ve ibadet halinde geçirmek olarak tarif edilir.

Bize düşen Rabbimizin bize verdiği nimetlerden helal dairede faydalanmak, faydalandırmak ve şükretmek.

Bu gayede iki kılavuzumuz var, bunlar; İslam dininin kaynağı kitabımız Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimiz (sav)’in hadisleridir (söz ve hareketleridir). İhtiyacımız olan tüm yardım burada mevcut. Denebilir ki, bazen günümüzde ortaya çıkmış bir konuda tereddütlerimiz var, o zaman devreye ictihad mekanizması girer.

İslam âlimleri bu iki kaynağı esas alarak ictihad yaparlar yani uğraştırıcı, ağır, zor bir işi meydana getirmek için bütün gücünü sarf ederek çaba ve gayret göstermektir. Terim anlamı ise; kesin ve açık delillerle sabit olmayan öznel yargıları şer’i delillere uygun olarak ortaya çıkarma konusunda bütün güç ve kuvvetini sarf ederek çalışmaktır.

Görüldüğü gibi, helal dairede, oyun kuralları içerisinde oynamak isteyen herkes için kolaylık söz konusu, istemeyen için ise mazeret bitmiyor maalesef.



View the
Original article

Is doing Magic Halal or Haram in Islam…..?

on Saturday, July 7, 2012

The expression ‘Magic’ refers to a very old practice still performed in present by the magicians for the purpose of harming humanity or in order to amaze the audience by creating unbelievable illusions. However, with reference to the Islamic teachings, it is strictly forbidden and one who is pleased by magic or practices magic is said to be a disbeliever to Islam.

Magic has been defined in two ways, that is, ‘Real’ and ‘Illusionary’. The ‘Real magic’ refers to the tricks that are being performed on someone so as to cause that targeted person’s death, to make him sick or to cause abnormal mental state.  This type of magic is casted on any specified person through magical spells, potions and rituals which cause serious harm to the targeted person, however, various ways are also being defined in the Quran to get relief from such false acts.

The later kind ‘Illusionary magic’ refers to the magic performed by the street magicians  in order to entertain people with such tricks that make them astonished as what they are being shown is next to impossible. Some of the tricks performed as illusionary magic are: getting disappeared with the blink of an eye and then returning from somewhere else within seconds,  cutting anybody’s head off and within no time presenting that person alive, display of cards trick etc.

The term ‘Magic’ has appeared several times in Quran and considered to be as ‘shirk’. It is being strictly prohibited in Islam as it has been stated that the one who tends to learn or teach magic, let it be the real one or the illusionary one is said to be a disbeliever and will not be forgiven for his false act.

“They followed what the Shayatin (devils) gave out (falsely of the magic) in the lifetime of Sulaiman (Solomon). Sulaiman did not disbelieve, but the Shayatin (devils) disbelieved, teaching men magic and such things that came down at Babylon to the two angels, Harut and Marut but neither of these two (angels) taught anyone (such things) till they had said, “We are only for trial, so disbelieve not (by learning this magic from us)” (Surah Baqrah)

With reference to the above verse taken from the Holy Quran, it is clearly stated that magic was performed by the two angels Harut and Marut, sent by Allah for the purpose of trial, so as to test the mankind. The people were also warned and advised by Harut and Marut, not to learn and teach magic, because if learned, they will then become the disbelievers of Islamic teachings and would not be forgiven, however, the Shaytan disbelieved and taught magic to mankind.

According to some of the Islamic scholars, it has been stated that the person who practices magic should be killed for his act of deceiving people without even asking him to repent as the knowledge of magic cannot be erased out from his heart, and the one who deceives people through magic is an apostate.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

View the Original article